Evet mesul olur. Çünkü kaderdeki bilgi sadece bir ilimdir. İlim ve bilginin ise hiçbir zaman zorlamak gibi bir özelliği yoktur. Önemli olan bize bir seçme iradesinin verilmiş olması ve hiçbir baskı hissetmeden kendi tercihlerimizi kendimizin yapıyor olmamızdır. Herkes kendi vicdanında, baskı altında olmadan tercihlerde bulunduğunu çok açık bir şekilde hisseder. İnsanın hareketlerini yönlendiren, kendi cüz’î iradesidir. Kader, başımıza gelecek hadiseleri Allah’ın ezelde bilmesi ve yazmasıdır. Allah yazdığı için bu şekilde hareket ediyor değiliz. Bilakis irademizle bizim bu şekilde hareket edeceğimizi Allah bildiği için yazmıştır. Onun bilmesi bizim o şekilde hareket etmemizi mecburi kılmaz. Bu Allah’ın ilminin sonsuzluğundan ve geçmiş ve gelecek bütün zamanları kuşatmasından kaynaklana bir durumdur. Olsa olsa O’nun ilminin mükemmelliğini gösterir. Bizim iradesiz ve baskı altında olduğumuzu hiçbir şekilde göstermez. Mesela takvimlerde güneşin ne zaman doğacağı yazılıdır. Biz takvime yazdığımız için güneş o vakitte doğmuyor. Biz o vakitte doğacağını bildiğimiz için yazdık. Bizim bilmemiz ise güneşi o vakitte doğmaya zorlayacak değildir. (Bkz. Tılsımlar, 26. Söz Kader Risalesi)
Kaynak: http://bit.ly/9tD9wo
ahiret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ahiret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Eylül 2010 Çarşamba
İnsan kaderinde yazılmış olan şeyleri aynen yaptığına göre işlemiş olduğu günahlardan dolayı mesul olur mu?
Etiketler:
ahiret,
alın yazısı,
günah,
iman,
insan,
kader,
mesuliyet,
sorumluluk
4 Ocak 2010 Pazartesi
Allah'ın Adaleti Nerede?
Müslüman bir ailede dünyaya gelen bir insanın Müslüman olarak ölme şansı daha yüksek. Bu, Müslüman olmayan ailelerin çocuklarına adaletsizlik değil midir?
“Kul cüzî iradesini hidayet yolunda sarf ederse, Allah (cc) onun için hidayeti yaratır. Dalalet ve küfür yolunda sarf edenler için de dalaleti yaratır. Ayrıca kuluna seçtiği yolda gitmesi için imkân verir. O yolu kendisine kolaylaştırır.” (Müslim)
Müslüman olmak için, dini İslam olan bir devlette Müslüman anne-babadan dünyaya gelmek gerekli değildir
Müslüman olmanın şartları; Müslüman’ım demek ya da dini İslam olan bir devlette Müslüman bir anne babadan dünyaya gelmek değildir. Kişi bunu fiilleriyle göstermeli Müslüman olduğunu her haliyle ispat etmelidir. Dininin gereklerini yerine getirmeyen bir Müslüman acaba ne kadar “Müslüman’dır”? İlk önce bunun sorgulaması yapılmalıdır.
İnsanın dünya imtihanına nerede ve ne şekilde başladığı bir esas değildir
Müslüman bir ailede doğmayan pek çok insanın İslamiyet ile tanışıp iyi bir Müslüman olduğu gibi Müslüman bir ailede doğduğu halde dalalet ehli olanlar da oldukça çoktur.
Mesela Hz. Musa; Firavun'un sarayında yetişmiş hatta Firavun'un evlatlığı durumundaydı. Ancak Firavun, Hz. Musa'dan istifade edemeyip imansız öldüğü halde aynı sarayda olan eşi Hz. Asiye validemiz, imanını kurtardı.
Yine Peygamberimiz’in (asm) amcası Ebu Leheb, Peygamberimiz'le (asm) aynı zamanda hatta yan yana yaşamasına, İslam’ı Peygamberimiz'den (asm) bizzat dinlemesine hatta ve hatta pek çok mucizesine şahit olmasına rağmen imansız olarak ölürken, Peygamberimiz (asm) zamanında yaşayan Veysel Karani gibi zatlar O’nu (asm) hiç göremeden iman ediyor.
Günümüzde de Müslüman bir ülkede doğup Müslüman aileler içinde yetişmelerine rağmen gayr-i Müslimler gibi yaşayan insanların sayısı pek çoktur. Hal-i âlem buna şahittir.
Bütün gayr-i Müslimler cehennem ehli değildir
“Allah, kimseyi gücünün yetmeyeceği bir şeyle mükellef tutmaz. Kazandığı (iyilik) kendi lehine, işlediği (kötülük) de kendi aleyhinedir…” (Bakara, 286)
İmam Gazali şöyle demektedir:
“Peygamber Efendimiz’in (asm) gönderilmesinden sonra, inanmayan insanlar üç sınıftır:
1. Sınıf: Peygamber Efendimiz'in (asm) davetini duymamış ve kendisinden haberdar olmamış kimselerdir. Bu sınıf kesin olarak cennet ehlidir.
2. Sınıf: Peygamberimiz'in (asm) davetini, gösterdiği mucizelerin durumunu ve güzel ahlakını duymuş olmakla birlikte iman etmemiştir. Bu sınıfta kesin olarak cehennem ehlidir.
3. Sınıf: Bu iki derece arasında bulunan sınıftır. Peygamber Efendimiz'in (asm) ismini duymuşlarsa da vasıf ve hususiyetlerini duymamışlardır. Daha doğrusu bunlar Hz. Peygamber'i (asm) küçüklüklerinden beri, ismi Muhammed olan ve -haşa- peygamberlik iddiasında bulunan yalancı bir peygamber olarak tanımışlardır. Peygamber Efendimiz (asm) hakkında, menfi propagandadan başka hiçbir şey duymamışlardır.”
İmam Gazali bu sınıfta olanlar hakkında kesin konuşmamakla birlikte şöyle devam eder: “Kanaatime göre bunların durumu, 1. grupta olanların yani Peygamberimiz'i (asm) hiç duymamış olanların hali gibidir. Çünkü bunlar Peygamberimiz'in (asm) ismini, haiz bulunduğu vasıfların zıtlarıyla birlikte duymuşlardır. Bu ise hakikati araştırmak için insanı düşünmeye ve araştırmaya sevk etmez.
Dünyanın birçok yerinde ve ülkemizde 2. gruba giren insanlar sayıca fazladır. Bunlar Peygamberimiz'in (asm) peygamberlik sıfatlarını işitmişler ama buna rağmen iman etmemişlerdir. Hatta teknolojinin gelişimi ve bilgiye ulaşmanın kolaylığı ile bu grup en kalabalık grup olmaktadır. Bunlar Kur'ân’ın birçok ayetinin ifadesiyle "cehennem ehlidir. ”
“Kul cüzî iradesini hidayet yolunda sarf ederse, Allah (cc) onun için hidayeti yaratır. Dalalet ve küfür yolunda sarf edenler için de dalaleti yaratır. Ayrıca kuluna seçtiği yolda gitmesi için imkân verir. O yolu kendisine kolaylaştırır.” (Müslim)
Müslüman olmak için, dini İslam olan bir devlette Müslüman anne-babadan dünyaya gelmek gerekli değildir
Müslüman olmanın şartları; Müslüman’ım demek ya da dini İslam olan bir devlette Müslüman bir anne babadan dünyaya gelmek değildir. Kişi bunu fiilleriyle göstermeli Müslüman olduğunu her haliyle ispat etmelidir. Dininin gereklerini yerine getirmeyen bir Müslüman acaba ne kadar “Müslüman’dır”? İlk önce bunun sorgulaması yapılmalıdır.
İnsanın dünya imtihanına nerede ve ne şekilde başladığı bir esas değildir
Müslüman bir ailede doğmayan pek çok insanın İslamiyet ile tanışıp iyi bir Müslüman olduğu gibi Müslüman bir ailede doğduğu halde dalalet ehli olanlar da oldukça çoktur.
Mesela Hz. Musa; Firavun'un sarayında yetişmiş hatta Firavun'un evlatlığı durumundaydı. Ancak Firavun, Hz. Musa'dan istifade edemeyip imansız öldüğü halde aynı sarayda olan eşi Hz. Asiye validemiz, imanını kurtardı.
Yine Peygamberimiz’in (asm) amcası Ebu Leheb, Peygamberimiz'le (asm) aynı zamanda hatta yan yana yaşamasına, İslam’ı Peygamberimiz'den (asm) bizzat dinlemesine hatta ve hatta pek çok mucizesine şahit olmasına rağmen imansız olarak ölürken, Peygamberimiz (asm) zamanında yaşayan Veysel Karani gibi zatlar O’nu (asm) hiç göremeden iman ediyor.
Günümüzde de Müslüman bir ülkede doğup Müslüman aileler içinde yetişmelerine rağmen gayr-i Müslimler gibi yaşayan insanların sayısı pek çoktur. Hal-i âlem buna şahittir.
Bütün gayr-i Müslimler cehennem ehli değildir
“Allah, kimseyi gücünün yetmeyeceği bir şeyle mükellef tutmaz. Kazandığı (iyilik) kendi lehine, işlediği (kötülük) de kendi aleyhinedir…” (Bakara, 286)
İmam Gazali şöyle demektedir:
“Peygamber Efendimiz’in (asm) gönderilmesinden sonra, inanmayan insanlar üç sınıftır:
1. Sınıf: Peygamber Efendimiz'in (asm) davetini duymamış ve kendisinden haberdar olmamış kimselerdir. Bu sınıf kesin olarak cennet ehlidir.
2. Sınıf: Peygamberimiz'in (asm) davetini, gösterdiği mucizelerin durumunu ve güzel ahlakını duymuş olmakla birlikte iman etmemiştir. Bu sınıfta kesin olarak cehennem ehlidir.
3. Sınıf: Bu iki derece arasında bulunan sınıftır. Peygamber Efendimiz'in (asm) ismini duymuşlarsa da vasıf ve hususiyetlerini duymamışlardır. Daha doğrusu bunlar Hz. Peygamber'i (asm) küçüklüklerinden beri, ismi Muhammed olan ve -haşa- peygamberlik iddiasında bulunan yalancı bir peygamber olarak tanımışlardır. Peygamber Efendimiz (asm) hakkında, menfi propagandadan başka hiçbir şey duymamışlardır.”
İmam Gazali bu sınıfta olanlar hakkında kesin konuşmamakla birlikte şöyle devam eder: “Kanaatime göre bunların durumu, 1. grupta olanların yani Peygamberimiz'i (asm) hiç duymamış olanların hali gibidir. Çünkü bunlar Peygamberimiz'in (asm) ismini, haiz bulunduğu vasıfların zıtlarıyla birlikte duymuşlardır. Bu ise hakikati araştırmak için insanı düşünmeye ve araştırmaya sevk etmez.
Dünyanın birçok yerinde ve ülkemizde 2. gruba giren insanlar sayıca fazladır. Bunlar Peygamberimiz'in (asm) peygamberlik sıfatlarını işitmişler ama buna rağmen iman etmemişlerdir. Hatta teknolojinin gelişimi ve bilgiye ulaşmanın kolaylığı ile bu grup en kalabalık grup olmaktadır. Bunlar Kur'ân’ın birçok ayetinin ifadesiyle "cehennem ehlidir. ”
Kaderimizde günahkar olmak varsa, bizim ne suçumuz var?
Allah (cc) benim kaderime günah işleyeceğimi yazmışsa, beni neden sorumlu tutuyor?
Takvimde, bugün Güneş’in kaçta doğacağı bir sene önceden yazılmıştır. Güneş bugün doğduğunda “Takvimde yazdığı için doğdu, yazmasaydı güneş doğmayacaktı ” diyebilir miyiz?
Biz, yaptıklarımızı Allah (cc) bildiği için yapmayız. Bilakis biz yapacağımız için Allah (cc) bunu ezelî ilmiyle bilir ve kaderimize yazar. Şayet insan günahı seçmeseydi, kaderinde o günahı işlemeyeceği yazılı olacaktı . Mesuliyet, bilen ve yazanda değil, günahı işleyen ve yazdırandadır.
Hem insan vicdanen kesin olarak bilir ki; yaptı ğı her şeyi kendi iradesiyle yapmaktadır. İsterse içki içer, istemezse içmez. Namazı kılmak ya da kılmamak tamamen kişinin kendi seçimidir. Fakat bazı gafil kimseler sorumluluktan kaçmak istedikleri içindir ki; kendilerini düzeltmek yerine kaderi suçlamak isterler. Allah’ın sonsuz ilim ve adaletine karşı büyük bir ayıp ve haksızlık ederler.
Takvimde, bugün Güneş’in kaçta doğacağı bir sene önceden yazılmıştır. Güneş bugün doğduğunda “Takvimde yazdığı için doğdu, yazmasaydı güneş doğmayacaktı ” diyebilir miyiz?
Biz, yaptıklarımızı Allah (cc) bildiği için yapmayız. Bilakis biz yapacağımız için Allah (cc) bunu ezelî ilmiyle bilir ve kaderimize yazar. Şayet insan günahı seçmeseydi, kaderinde o günahı işlemeyeceği yazılı olacaktı . Mesuliyet, bilen ve yazanda değil, günahı işleyen ve yazdırandadır.
Hem insan vicdanen kesin olarak bilir ki; yaptı ğı her şeyi kendi iradesiyle yapmaktadır. İsterse içki içer, istemezse içmez. Namazı kılmak ya da kılmamak tamamen kişinin kendi seçimidir. Fakat bazı gafil kimseler sorumluluktan kaçmak istedikleri içindir ki; kendilerini düzeltmek yerine kaderi suçlamak isterler. Allah’ın sonsuz ilim ve adaletine karşı büyük bir ayıp ve haksızlık ederler.
Kaderin adaletini nasıl göreceğiz?
Masum olan birçok insanın başına musibetler geliyor. Fakat musibeti hak eden birçok zalim insan keyfine bakıyor. Bu bir zulüm değil mi, bunda kaderin adaleti nerede?
Allah (cc) mü’min kulunun işlediği günahlara karşılık, merhametiyle bu dünyada musibet vererek onu ahiret azabı gibi dehşetli bir azaptan kurtarır. Bazen de onu musibet taşıyla ikaz eder. Daha büyük hatalara düşmesini önler.
Başına musibet gelen kişi masum bir çocuk (yani hatası olacak kadar yaşamamış biri) ise Allah (cc) bu insanı o musibetle, gelecekte çok büyük ihsan ve ikramlarına layık etmek istemektedir.
Hak ettiği halde musibet ve ceza görmeyenleri ise, Allah (cc) elbette ihmal etmez, sadece onlara mühlet verir. Elbette pek çok zalimler vardır ki Mahkeme-i Kübra onları beklemektedir!
Ayrıca, bizim ve herşeyin yaratıcısı ve sahibi olan Allah (cc), musibet ve hastalıkları vermekle üzerimizde türlü isim ve sıfatlarını gösterir. Bu şekilde kullarını olgunlaştırır ve güzelleştirir.
Kader Adalet Eder adlı makalemizden bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinebilirsiniz.
Allah (cc) mü’min kulunun işlediği günahlara karşılık, merhametiyle bu dünyada musibet vererek onu ahiret azabı gibi dehşetli bir azaptan kurtarır. Bazen de onu musibet taşıyla ikaz eder. Daha büyük hatalara düşmesini önler.
Başına musibet gelen kişi masum bir çocuk (yani hatası olacak kadar yaşamamış biri) ise Allah (cc) bu insanı o musibetle, gelecekte çok büyük ihsan ve ikramlarına layık etmek istemektedir.
Hak ettiği halde musibet ve ceza görmeyenleri ise, Allah (cc) elbette ihmal etmez, sadece onlara mühlet verir. Elbette pek çok zalimler vardır ki Mahkeme-i Kübra onları beklemektedir!
Ayrıca, bizim ve herşeyin yaratıcısı ve sahibi olan Allah (cc), musibet ve hastalıkları vermekle üzerimizde türlü isim ve sıfatlarını gösterir. Bu şekilde kullarını olgunlaştırır ve güzelleştirir.
Kader Adalet Eder adlı makalemizden bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinebilirsiniz.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)